Üye Girişi
08.01.2016 17:15

Piyasalardaki kaos geçici mi?

Olumsuzluklar 2015’le birlikte maalesef sona ermedi, 2016'ya artarak devroldu. Kolayca değişebilecek unsurlar da değil...


2015’in son döneminde piyasalar, özellikle FED’in faiz artırım sonra yaşanan sakinleşmenin ardından, 2016’nın ilk haftası oldukça olumsuz koşullar altında başladı. Çin ekonomisi ve jeopolitik gerilimler yeni yıla girildiği andan itibaren etkinliğini sert bir şekilde gösterdi. Ancak bu durum ne kadar kalıcı olabilir? Bu sorunun yanıtını için, soruyu oluşturan ana nedenleri görmek gerekiyor.


Çin'de ki büyüme kaybı küresel piyasalarda sorun oluşturuyor

 

Ekonomide büyümenin ivme kaybı yaşaması uzun süredir küresel piyasada sorun oluşturan unsurlardan biri. Dünyanın en büyük üretici ve hammadde talepçilerinden biri olan Çin’in zayıflaması, aynı zamanda talebin zayıflaması demek. Bu da gerek para, gerek emtia piyasasında, gerekse de borsalar üzerindeki baskıyla etkisini hissettiriyor. Birçok ülke ekonomisi için para otoritelerinin en önemli göstergelerinden biri olduğunu da belirtmek yanlış olmaz. Çin otoriteleri teşvik politikalarını sürdürse de, bunun büyümede zayıf, borsada ve konut piyasasında ivme artışıyla birlikte ilerlemesi, “balon” tartışmalarının sürmesine neden olabilir. Dikkat çekici kısım, bundan sonra bahsedeceğimiz tüm ekonomik sorunlarda o veya bu şekilde Çin’in payı olduğunu söyleyebiliriz. 2016 yılında sıkça Çin başlığını duymayı sürdüreceğiz.


 

Avrupa'da tablo iç açıcı değil

 

Euro Bölgesi’nin sorununu sadece ekonomik koşullarda değerlendirmek yanlış olabilir. Alt başlıklara girmekte fayda var.


- Enflasyon ve büyüme: Faiz indirimleri, tahvil alım programlarına karşın Euro Bölgesi ekonomisi henüz yeterli toparlanmayı sağlayabilmiş değil. Petrol fiyatlarındaki düşük seyir ve düşük taleple destek bulan zayıf enflasyon, ekonomik koşullar arasında önde gelen sorun olarak gündemi meşgul etmeyi sürdürebilir.


- Sorunlu ekonomiler: 2015’in büyük kısmı Yunanistan sorunuyla geçti. Ancak gündemi bu kadar meşgul etmesinin sebebi Yunanistan ekonomisinin önemi değil, krizin diğer sorunlu ekonomilerde de kaos oluşturma ihtimaliydi. İspanya, Portekiz, İrlanda, İtalya ve hatta Fransa’da etki gösterebilecek bu başlık yıl içerisinde gündemimize gelebilir.


- Mülteci krizi: IŞİD tehdidi nedeniyle Avrupa’ya ulaşan mülteci krizi şu ana kadar net bir şekilde ekonomik başlıklar arasında yerini almış değil. Ancak 2016’dan itibaren bu konu Avrupa’nın en büyük ekonomilerinde bile etkisini hissettirmeye başlayabilir ve birçok göstergede baskı oluşturabilir.
- Avrupa Merkez Bankası: Banka’nın yukarıda bahsettiğimiz maddelerin etkisiyle birlikte genişleyici önlemlerini arttırması sürpriz değildi. Ancak bundan sonra karşılaşılabilecek olumsuz koşullar için Banka’nın elinde yeterli araç esnekliğine sahip olup olmayacağına ilişkin soru işaretleri var. Benzer soru aslında birçok gelişmiş ekonomi için geçerli.


- İngiltere: İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma gündemi, 2016’da piyasayı oldukça meşgul etmesi beklenen başlıklardan biri. 2017’ye kadar düzenlenmesi beklenen bir referandum var ve bu durum yıl içerisinde özellikle Sterlin – Euro ikilisini ve borsa endekslerini sert şekilde etkileyebilir.


 

Tüm dünyanın gözü ABD verilerinde olacak

 


2015 yılında tüm dünyanın gözü kulağı ABD ekonomisine ilişkin gelişmeler ve FED kararlarındaydı. Sonunda ilk faiz artırımı Aralık ayı ortasında gerçekleşti ve gerilim bir miktar olsun azaldı. Ancak faiz artırımının gerçekleştiği toplantıya ilişkin tutanaklarda, enflasyona ilişkin soru işaretleri dikkat çekti. Bu durum sürpriz değil. Faiz artırımı öncesinde de üyeler arasında en zayıf halka konumundaki gösterge olan enflasyon konusunda görüş ayrılıkları mevcuttu. Faiz artırımı için enflasyonda ilerleme görülmeli mi, yoksa enflasyonu destekleyebileceği düşünülen göstergelere bağlı mı kalınmalı? İlk faiz artırımı ardından, 2016’da faiz politikasına yön vermesi beklenen soru bu. Cevaplar da veriler ve küresel gelişmelerle netleşebilir. Ancak tutanaklarda görüldüğü üzere, belirsizlik sanıldığı kadar azalmış değil.
- İstihdam: ABD istihdam piyasasına katılım 2015 yılında oldukça cesaret vericiydi. Ancak bu kaleme ilişkin en büyük eleştirilerden biri, yarı zamanlı (part time) çalışan kişi sayısının yoğun oluşu. ABD Çalışma Bakanlığı rakamlarına göre part time işleri geçici ve mecburi olarak kabul edenlerin, toplam işgücüne oranı 9,9% (Kasım 2015). Sadece bu görünüm umutsuz bir tablo oluşturmak için tabi ki yeterli değil, ancak tehlike yaratma potansiyelini göz ardı etmemekte fayda var.


 

Petrol fiyatları sorun olmaya devam edecek

 

2014 yılı ortasından bu yana serbest düşüş yaşayan petrolün varil fiyatı, yeni yılla birlikte 33 Dolar altına kadar sarktı. Üretici olsun olmasın, birçok ekonomide enflasyonu baskılayan unsur olarak karşımıza çıkan bu sorun, her ne kadar Türkiye’nin mali yapısı açısından pozitif görünse de, küresel piyasada oluşturduğu etki açısından yıpratıcı olmayı sürdürüyor.  Üretici ülkeler mali açıdan oldukça kritik durumda, bu nedenle 2016 için bu başlığı birkaç sıra yukarı taşıyabiliriz.


 

Jeopolitik riskler

 

Bu başlık geçtiği anda doğal olarak aklımıza Orta Doğu geliyor. Bölgede gerilimin azalmasına pek alışık değiliz, ancak son gelişmeler de normal koşulların oldukça üzerinde. Kutuplaşmanın hat safhaya ulaştığı bölgede İran – Suudi Arabistan gerilimi takip edilebilir. Fakat daha ilerisi için sadece izleyip görmek gerekiyor. Piyasa açısından ise risk algısı ve petrol, bu başlıkla birlikte sürekli gündemimize gelebilir.

 

2016'da strateji ne olacak?


Özetleyecek olursak, olumsuz koşullar 2015’le birlikte maalesef sona ermedi. Birçok ekonomide para ve maliye politikaları genişleyici önlemlere devam etti, hatta bazıları artırdı. Bu durum sınırlı da olsa büyüme üzerinde pozitif etkiler sağladı, ancak kilit gösterge olan enflasyonda zayıf seyir (birçok ekonomide) devam etti. Yukarıda bahsettiğimiz koşullar kolayca değişebilecek unsurlar değil, bu nedenle dikkatin yanı sıra, sabra da ihtiyacımız var. Ancak daha da önemlisi, bu koşulların değişim potansiyeline göre stratejiler belirlemektense, mevcut koşullara göre yatırım stratejilerinin belirlenmesi. Değişimler içinse, somut gelişmeleri görmek gerekiyor.

YORUM YAZIN
veya
Gönder
YORUMLAR 0
ANAPARA HAKKINDA KULLANIM KOŞULLARI GİZLİLİK POLİTİKASI KÜNYE WEBMASTER ARAÇLARI İLETİŞİM
Copyright 2014 ©
BIST verileri Matriks tarafından sağlanmaktadır ve 15 dakika gecikmelidir



Risk Açıklaması; Anapara.com web sitesinde yer alan her türlü bilgi, yorum ve değerlendirmeler hazırlandığı tarih itibariyle mevcut piyasa koşulları ve güvenilirliğine inanılan kaynaklardan elde edilen bilgiler dikkate alınarak Anapara.com tarafından, karşılığında herhangi bir maddi menfaat temin edilmeksizin, genel anlamda bilgi vermek amacıyla hazırlanmış olup, hiçbir şekilde yönlendirici nitelikte olmayan bilgiler yatırımcılar tarafından danışmanlık faaliyeti olarak kabul edilmemeli ve yatırım kararlarına esas olarak alınmamalıdır. Bu bilgiler, belli bir getirinin sağlanmasına yönelik olarak verilmemekte ve bu yönde herhangi bir şekilde taahhüt veya garantimiz bulunmamaktadır.

Bu itibarla, bu sayfalarda yer alan ve hiçbir şekilde yönlendirici nitelikte olmayan hususlar hakkında herhangi bir sorumluluğumuz bulunmamaktadır. Gerek bu yayındaki, gerekse bu yayında kullanılan kaynaklardaki hata ve eksikliklerden ve bu yayındaki bilgilerin kullanılması sonucunda yatırımcıların ve/veya ilgili kişilerin uğrayabilecekleri doğrudan ve/veya dolaylı zararlardan, kâr yoksunluğundan manevi zararlardan ve her ne şekil ve surette olursa olsun üçüncü kişilerin uğrayabileceği her türlü zararlardan dolayı Anapara.com sorumlu tutulamaz.